22 Kasım 2007 Perşembe

L'ours

"Bir sevgi filmi" vardı biz küçükken. Büyüme çağımızda pazar sabahlarının TRT ekranlarındaki değişmez birkaç filminden biriydi bu. Arı kovanlarından bal araklarken düşen bir kaya parçası yüzünden annesini kaybeden yavru bir ayının doğanın vahşeti içinde tek başına verdiği yaşam savaşının öyküsünü anlatırdı bu film. Sonra bu yavru ayı bir ormandaki avcıların saldırısından yaralı olarak kurtulmuş çok daha büyük bir ayının yanına gider ve o ayının yaralarını temizlemesine yardımcı olur. Büyük olan da hemen sahiplenir onu. Sonra avcılar yeniden harekete geçer ve olaylar gelişir :)
Sadece çocuk yaşlardaki insanlara değil yetişkinlere de hoş bir hafta sonu geçirten güzel bir filmdi L'ours. Birçok film gibi mesaj kaygısı da taşır. Öyle ki film biterken özlü bir söz okuruz; "Hissedilebilecek en büyük heyecan öldürmekte değil yaşatmaktadır." Bu söz üzerine kuruludur film. Hatta öyle bir an gelir ki "Ulan hayvanlar kadar insan olamamışız" dersiniz izlerken. Evet, ayılar insanlara fena ders vermektedir bu filmde. Ancak öyle kaba kuvvet kullanmak değil 'ders'ten kastım. Zate izlemeyen yoktur sanırım bu filmi. Nasıl bir ders olduğunu anlamışsınızdır.
Film 1988 yapımı ve Tibette Yedi Yıl ve Kapıdaki Düşman gibi filmlerin Fransız yönetmeni Jean-Jacques Annaud'un imzasını taşıyor. Geçtiğimiz günlerde yeniden izleme fırsatı bulunca yazmak geldi içimden.

2 yorum:

arcoiris dedi ki...

Bu filmi hatırlıyorum,ama şimdi böyle arı diyince bizim çocukluğumuzun başka bir filmi geldi aklıma:My Girl.Ne kadar acıklı bir filmdi ya.Ne çok ağlamıştım ilk izlediğimde,hala da en sevdiğim filmlerden biridir.Sanırım çocukken izlenen filmler kolay kolay akıldan çıkmıyor.

ultrANIL07 dedi ki...

My Girl gerçekten unutulmaz bir filmdir. Daha sonra ikincisi de çevrilmişti ve o da ilki kadar başarılıydı. Uzun zamandır aklımın bir köşesinde duruyor o film. Artık ne zaman yazarım zaman gösterir.