...kimine göre açılım, kimine göre anma günü!Çok yaşa Atam, çok yaşa!
İlkokul yıllarımı anımsıyorum... Çok sevdiğim ilkokul öğretmenim tarafımdan bana bahşedilmiş ve ayda bir yerine getirmem gereken bir vazifem vardı. Kim ne derse desin benim için daima kutsal, kendimi bir matah sanmama sebebiyet veren bir görevdi. Her ayın belli bir günü kendimden büyük bir VHS kasedi okula getirip götürmem gerekiyordu. Okulun yolları taştan, biz ayakta durmayı yeni öğrenmişiz...
"Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda tereddütsüz yürümeğe devam edecektir."
"Yıl 1920...
"Muhterem sanatkârlar, aziz arkadaşlar... Bizi yanlış yola sevk eden kötü niyetliler, bilesiniz ki çoğu zaman din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatmışlardır. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti yok eden, esir eden, harap eden kötülükler hep din görüntüsü altındaki küfür ve melânetten gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırırlar. Oysa elhamdülillah hepimiz Müslüman'ız, hepimiz dindarız. Artık bizim dinin gereklerini öğrenmek için şundan, bundan derse ve akıl hocalığına ihtiyacımız yoktur. Analarımızın, babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile, bize dinimizin esaslarını anlatmaya yeterlidir. Buna rağmen "Hafta tatili dine aykırıdır" gibi hayırlı, akla ve dine uygun konular hakkında, sizi kandırmaya çalışan kötü niyetlilere inanmayın. Milletimizin içinde gerçek ve ciddi alimler vardır. Milletimiz bu gibi alimleriyle övünür. Onlar milletin ve ümmetin güvenine sahiptirler. Bu gibi ulemalara gidin. "Bu efendi bize böyle diyor, siz ne diyorsunuz?" deyiniz, fakat genel olarak buna da ihtiyaç yoktur. Özellikle bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa, halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslâm'ın menfaatine uygunsa kimseye sormayın; o şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın, mantığın gerçekleştiği bir din olmasaydı son olmazdı, ahir din olmazdı."
Atalarımızın canları pahasına korudukları vatan topraklarını para ve türlü rant karşılığında dış güçlere satanlara... Kurtuluş ve bağımsızlık sadece topla tüfekle olmaz. Topla tüfekle kazanılan bağımsızlıktan masa başında vazgeçiliyorsa onun adı bağımsızlık olmaz!!!
Ülkü Adatepe'nin Dolmabahçe'yle tanışması biraz tesadüftür. Mustafa Kemal kendisine delicesine aşık olan Fikriye hanımın aslında bir muamma olan intiharından oldukça etkilenmiştir. Aslında sadece bununla kalmamış Latife hanımla olan evliliği de tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Bu yüzden Mustafa Kemal'in evlatlık edindiği çocukların çoğu kızdır. Ulu önderin hayatı boyunca düştüğü tek yanılgı kadınlar yüzünden olmuştur. Bu da daima kendisini kadınlara duygusal kılmıştır.
Onu özlüyorum
"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk, anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur... Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."