harry potter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
harry potter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2008 Çarşamba

Half-Blood Prince

En iyi kitabın filmi geliyor. Fragmanlar çok fena gaza getiriyor, kitabı yeniden ele almaya teşvik ediyor. Kültür Sepeti heyecanı iliklerini kadar hissetmek isteyenler için ekranlara getiriyor... İşte Harry Potter and the Half-Blood Prince:




Bu da ilk ve tek afiş. Belki resmi değildir ama "Olmuş" bence;





















Çok ağlayacağız bence... Sence?

9 Ekim 2007 Salı

"Harry Potter ve Ölüm Yadigârları" Artık Türkçe

Harry Potter serisini sona erdiren kitap olan Harry Potter ve Ölüm Yadigârları bugünden (9 Ekim 2007) itibaren Türkçe olarak piyasada. Dünyadaki en erken çevrimlerden biri olan kitabın Türkçe basımı serinin diğer kitaplarında olduğu gibi yine Yapı Kredi Yayınları tarafından yapıldı ve kitabı dilimize yine Sevin Okyay ve oğlu Kutlukhan Kutlu çevirdi. 700 sayfadan oluşan serinin son kitabında yazar J.K.Rowling, bundan önceki altı kitapta ucunu açık bıraktığı Dumbledore'un ölüp ölmediği, Snape'in gerçekten hain olup olmadığı, Ölüm Yadigârları'nın neler olduğu, R.A.B.'nin kimliği, Lord Voldemort'un akıbeti ve daha niceleri gibi soruların cevaplarını tek tek veriyor. Kitabın iç kapağında yazanlar ise şöyle:
Harry Privet Drive'da bekliyor. Voldemort ve onun meşhur yandaşları olmaksızın güvenli bir şekilde oradan uzaklaşırken ona eşlik etmek için Zümrüdüanka Yoldaşlığı geliyor - tabi eğer yapabilirlerse. Ama ya sonra Harry ne yapacak? Dumbledore'un ona bıraktığı önemli ve imkansız gibi görünen görevi nasıl yerine getirecek?
Harry, karanlık, tehlikeli ve imkansız gibi görünen bir görev üstlendi: Voldemort'un geriye kalan Hortkuluklarını bulmak ve onları yok etmek. Harry hiç bu kadar yalnız hissetmemiş ya da gölgelerle dolu bir gelecekle yüzleşmemişti. Ama Harry görevini tamamlamak için bir şekilde içindeki gücü bulmak zorunda. Kovuk'un sıcaklığını, güvenini ve arkadaşlığını geride bırakıp, korkmadan ya da tereddüt etmeden kendisi için planlanmış olan yolu izlemeli.Harry Potter serisinin yedinci ve son bölümünde, J.K. Rowling, sabırsızlıkla beklenen pek çok soruyu cevaplamak için muhteşem sır perdesini kaldırıyor. Büyüleyici, zengin olay örgüsü, nefes kesici kıvrım ve dönüşler, kitapları tekrar, tekrar ve tekrar okunacak olan yazarın hikaye anlatıcılığında bir kraliçe olduğunu doğruluyor.

Yapı Kredi Yayınları tarafından piyasaya sürülecek olan kitap 9 Ekim 2007 Salı günü sabah saat 10:00'da okurları ile buluşacak. Kitabın satış fiyatı 30 YTL.

EDIT: Sağdaki fotoğrafta havamı attığım üzere kitabı bugün akşam saatlerine doğru en yakın D&R'dan aldım. Alırken de çok garip duygular içinde olduğumu fark ettim. Şimdiye dek hiçbir Harry Potter kitabını alırken böyle hissetmemiştim. Adını da koyamıyorum ki daha garip olanı bu. Aylardır kitap hakkında "spoiler"e maruz kalmamak için yırtındım. Bunda da başarılı oldum şu ana kadar. Kitabı elime aldığımda kapıldığım büyünün bununla hiç alakasının olmadığını anladım. Başka bir şeydi işte. Kimlerin ölüp kimlerin kaldığı pek önemli değildi aslında. Mağazadan çıkınca yolda kapağa daldığımda anladım aslında ne olduğunu. Elimdeki kitap bittikten sonra artık başka Harry Potter olmayacaktı benim için. Belki en sevdiğim kitabı sorsanız düşünmeden Yüzüklerin Efendisi diye yanıtlarım ama bu çok farklıydı işte. Yüzüklerin Efendisi'ni keşfettiğimde bütün kitapları hazırdı ve ardı ardına okuma fırsatım olmuştu. 2000 yılında tanıştığım Harry Potter'a ise ancak 2007'de son noktayı koyabileceğim. Okurken pek farkında değildim ama şimdi daha rahat anlıyorum ki bu kitap yaşantımda aslında önemli rol oynamış. Bir kitabın bitişine üzülüyorsam eğer varsayımım doğru olsa gerek. Kitabı alalı 6 saat kadar oluyor ve şu an benim oyuncağım haline gelmiş durumda. İşin garibi henüz herhangi bir detay görme korkusuyla kitabın kaç sayfa olduğunu bile son sayfasına bakarak öğrenemiyorum. Dün başladığım bir Orwell kitabına lanet okuyorum. Çünkü huyum değildir başladığım bir kitabı yarıda bırakıp bir başkasına başlamak. Arkadaşını satmaktan farkı yoktur benim için. Ölüm Yadigârları'nın sadece kapağına bakmakla ve arka kapak yazısını tekrar tekrar okumakla yetiniyorum şimdilik. "En kısa zamanda okuyacağım" da demeyeceğim çünkü okumaya başladığımda tadını çıkara çıkara son vereceğim Harry'nin hikâyesine.
Bu arada belirtmek istedi canım. Eve geldiğimde ders çalışmakta olan ve en son okuduğu kitap Cin Ali olan 18 yaşındaki kardeşim kitabı elimden kaptı ve son sayfayı aramaya başladı. "Ne yapıyorsun lan sen?" soruma "Harry'nin akıbetini merak ediyorum" diye cevapladı ve sayfaya baktıktan sonra sırıttı. Ben de cevabı "Ben o kitabı bitirene kadar Harry Potter hakkında tüm bildiklerini unutacaksın ve lafını bile açmayacaksın" diyerek yapıştırdım. Öyle kaldı...
EDIT 2: Fotoğrafın üzerindeki tarihi kaale almayın efendim. Fotoğraf 10 Ekim 2007 saat 00:23'de çekilmiştir. Makinem kafayı yemiş biraz da...

25 Ağustos 2007 Cumartesi

"Ölüm Yadigârları" 9 Ekim'de Piyasada

Yapı Kredi Yayınları'ndan beklenen açıklama sonunda geldi! Yapılan açıklamaya göre J.K. Rowling'in tüm dünyada satış rekorları kıran 7 kitaplık roman serisi Harry Potter'ın son kitabı olan "Harry Potter and the Deathly Hallows" 9 Ekim 2007 Salı günü kitabevlerindeki yerini alacak. Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi, kitap dünyada orjinal dilinden sonra ilk defa Türkçe olarak yayınlanacak.
Kitabı Türkçe'ye çeviren Sevin Okyay ve oğlu Kutlukhan Kutlu da kitabın büyük bir bölümünün çevirisini tamamlamış. Yaptıkları çeviriye uygun olarak da kitabın Türkiye'deki isminin "Harry Potter ve Ölüm Yadigârları" olmasına karar vermişler. Yayımlanan son kitap olan Harry Potter ve Melez Prens'i okuyanların sözü geçen "ölüm yadigârları"nın neler olduğunu anlaması pek zor olmayacaktır. Yine YKY'den yapılan açıklamada kitabın ilk baskısının 100.000 adet olacağı söylenmiş.
Hazır lafı Harry Potter'dan açmışken başımdan geçen ve acayip sinir olduğum bir olaydan da bahsetmeden yazıyı sonlandıramayacağım. Harry Potter and the Deathly Hallows temmuz ayının ortasında tüm dünyada satışa sunulduğunda çok heyecanlıydım. Sürpriz bir finalle biten altıncı kitap sonunda ilk defa bir Harry Potter kitabını heyecanla bekliyordum çünkü. Başlangıçta hemen bir kitabevine gidip kitabın İngilizce baskısını alıp okumayı düşünüyordum. Malum Türkçe baskısının yayınlanmasına daha çok vardı. Yalnız son kitabı kendi dilimde ve tamamen anlayarak okumak istiyor olmam bu düşünceme engel oldu, beklemeye karar verdim yani. Bu durumu bir arkadaşımla paylaşınca da aramızda şöyle bir diyalog geçti;
- Oğlum Harry Potter'ın son kitabı çıkmış lan. Hemen gidip alsam mı acaba, he, ne dersin?
+ Tabii, tabii al... Yakında Cin Ali'nin de son kitabı çıkıyormuş. Bütün hazırlıklar tamammış.
- Lan bi' s..ktir git çay koy hadi...
Harry Potter söz konusu olunca yapılan küçümsemelerin ne ilk ne de son kurbanı olduğumu düşünüyorum. Bana da tamamıyla ters gelen bir durum bu. Şimdi durumu şöyle ele alalım. Serinin ilk kitabı olan Harry Potter ve Felsefe Taşı yayınlandığında sene 1997'ydi. O tarihte ilk kitabı eline almış bir okurun en az 10 yaşında olduğunu ele alırsak aradan geçen 10 yılda o sümüklü çocuğun yaşı 20 olmuş olacak ve haliyle koca bir delikanlı ya da hanımefendi olmuş olacak. Yalan mı? Ne yani, şimdi o çocuk büyüme sürecinde hep yanında olan bu kitabın sonunu merak etmeyecek mi? Okumasın mı yani? Bana göre fantastik edebiyatın mihenk taşı olan Yüzüklerin Efendisi'ni İki Kule'den sonra bırakmak gibi bir şey bu? Yahu insan sonunu hiç mi merak etmez, edemez? Sinir oldum bak şimdi. Kaldı ki seriyi okuyanlar ilk 3 kitabın tamamen bir çocuk romanı havası verdiğini kabul eder, ancak yine seriyi okumaya devam eden aynı okurlar dördüncü kitapla birlikte serinin hiçbir çocuk romanında eşi benzerine rastlanmamış karanlık bir siluete büründüğünü de kabul eder. Ve bu karanlık hava sonraki her kitapta biraz daha artar. Yahu kime ne anlatıyorum ben? Seven okusun, sevmeyen de okumasın... O arkadaşa da buradan sesleniyorum; "Cin Ali'nin son kitabını bulup bana getirmezsen dombilisin lan"...