festivaller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
festivaller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2008 Cumartesi

Antalya'ya Yıldız Yağdı

"Her zaman Türkiye'ye gelmek ve tanımak istedim. Nihayet Türkiye'deyim. 45 yıldır süren Altın Portakal Film Festivali'ni çok etkileyici buldum. Başka bir ülkeye gidip, başka bir kültürü tanımak çok güzel. Master Class etkinliğinde de sinema öğrencileriyle buluşacağım"
Bu sözler Hollywood'un ön önemli aktörlerinden Kevin Spacey'e ait. Antalya'dan ayrı kaldığıma hiç bu kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum. Bunun sebebidir Kevin Spacey. 2 Oscarlı usta aktör 45.Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 4.Uluslararası Avrasya Film Festivali'nin konuğu olarak Antalya'ya ayak bastı. Kilometreler ötede çaresiz kalmak en kötüsü. Kimbilir ne zaman Antalya'ya, ya da Türkiye'ye gelir? Kaçan balık çok büyük oluyor benim için...
Üstelik sadece Kevin Spacey ile yetinmiyor bu sene Antalya halkı. Antalya bahane aslında. Her geçen sene daha da modernleşen ve kalitesini artıran Altın Portakal, Avrupa'da söz sahibi bir festival olma yolunda hızla ilerliyor. Festivale her sene çok daha kaliteli yapımlar dahil oluyor. Ayrıca geçen seneden itibaren Antalya'ya akmaya başlayan dünya sinemasının hatrı sayılır isimleri, Altın Portakal markasının itibarına itibar katıyor.
Peki bu sene Kevin Spacey haricinde kimler var? Cehennem Silahı serisi, Av, Testere ve Körlük gibi başarılı yapımlarda yer alan Danny Glover; Piyanist ile Oscar kazanan, Köy, King Kong ve The Jacket gibi yapımlarla da başarısını sürdüren genç aktör Adrien Brody; bir döneme damgasını vurmuş, güzellik kraliçesi Bo Derek bu isimlerin sadece birkaçı. Festivalin onur konukları ayrıca Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel'in düzenlediği akşam yemeğinde, tarihi Kaleiçi'nde biraraya geldiler.
Ayrıca belirtmeden geçmek olmaz; festival bu gece Can Dündar'ın 29 Ekim'de vizyona girecek olan ve merakla beklenen filmi Mustafa'nın da ilk gösterimine sahne oldu. İstihbaratım sağlam, film bittiğinde tüm salon yapılan işi ve emekçilerini ayakta alkışlamış.

Adrien BRODY











Danny GLOVER











Bo DEREK

25 Mayıs 2008 Pazar

"Yalnız ve Güzel Ülkeme..."

Çok garip bir ülkeyiz biz. Diğer ülkeler de bu durumda mıdır ama zaten bizi de çok ilgilendimiyor onların durumu. Kendi bahçemizin önüne bakmamız, dikkat etmemiz gerekiyor. Kadınlarımız sabahları Seda Sayan, Petek Dinçöz ve Esra Ceyhan'ı izlemek için kurulur televizyonun karşısına. O açmış, öteki işsiz, bir diğeri de kocasından dayak yemekteymiş. Evet, son derece ilgilendirir başkalarının özeli bizi. Magazin programlarının reyting oranlarının tavan yapması da bunun bir göstergesidir. Bir Allah'ın kulu da çıkıp "Yahu size ne Hülya Avşar'ın, Gülben Ergen'in özel yaşantısından" diye sormaz, soramaz. Asıverirler adamı. Bir kitap okumak, bir gazete almak hak getire... Akşam olur erkekler ele alır kumandayı. Kanal kanal dolaşılır ve en nihayetinde bir spor karşılaşması bulunur. Akşam eve geldiğinde yorgundur adam. "Hanım bu akşam da bir tiyatroya gidelim" demez. Koltuğa kurulup, ayakları uzatmak iyidir. Sonra da neden bu milletin genel kültür seviyesi yerlerde sürünüyor diye düşünür dururuz. Sokaktaki adamın karşısına geçsek ve sorsak en beğendiğiniz yerli yönetmen kim diye, muhtemelen alacağımız cevap Sinan Çetin olur. Bir onu bilirler çünkü. Neden? Televole'de o var da o yüzden. Sessiz, sakin, kendi hâlinde bir şeyler başarmaya çabalayan isimlerimizi ne gazeteler yazar ne televizyonlar haber yapar.
Nuri Bilge Ceylan... Kaç kişi biliyor bu ismi? Kasaba, Mayıs Sıkıntısı, İklimler, Uzak... Peki bunlar ne çağrıştırıyor? "100 kişiye sorduk..." diye başlayan bir anket çözümlemesi yapsam o 100 kişinin kaçı doğru yanıtı verebilir? Bir tahminim var ama söylemeyeyim. Asmasınlar sonra beni de! Neyse, hâlâ bilmeyenlerin bilmesini sağlayalım öyleyse. 1959 İstanbul doğumlu kendi hâlinde bir sanatçı. Profesyonel fotoğrafçılık yapıyor. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun. Ancak yolunu mezun olduğu bölümden çok uzakta çizdi kendisi. Sonra sinemaya atıldı. Kimsenin desteğini almadan çalıştı, çabaladı. Uluslararası alanda sayısız ödüle boğuldu yapıtları. Müzisyen Sting onu Lars von Trier, Federico Fellini ve Tarkovski gibi yönetmenlerin varisi olarak nitelerken ve Meg Ryan kendisini özel olarak kutlarken kendi ülkesinde herkes hayatına Nuri Bilge Ceylan'ın isminden dahi bihaber devam ediyordu. İklimler ve Uzak ile dünyanın en önemli film festivali olan Cannes'de büyük ödüle aday gösterildi. Büyük ödülü kucaklayamasa da bu festivalden ödüllerle dönmesini bildi. Son filmi Üç Maymun ile de 2008 Cannes Film Festivali'nde hem Altın Palmiye'ye hem de en iyi yönetmen ödülüne aday oldu. Ödüller bu akşam açıklandı. Altın Palmiye evsahibinde kalırken, sahnede en iyi yönetmen ödülünü açıklayacak olan Sean Penn'in ağzından çıkanlar sadece üç kelimeden ibaretti: "Nuri Bilge Ceylan"...
Muhtemelen yarın gazetelerde göremeyeceğiz bu haberi. Ha, belki kenarda köşede bir yere çok dikkatli göz gezdirirsek küçük bir sütun ayrılmış olduğuna tanıklık edebiliriz. Nuri Bilge Ceylan'ın bu akşam elde ettiği ödül çok büyük bir uluslararası başarıdır. "Ülkeni kötülemeden başarı elde edemezsin" kanısının aksine zekası ve yeteneği ile sonuna kadar hak ederek elde etmiştir bu ödülü. Hepsinden öte ödülünü almak için kürsüye çıktığında öyle bir konuşma yapmıştır ki hem dakikalarca konuşulsa anlatılamayacak duyguları tek bir cümle ile anlatmış hem de Cannes'den kilometrelerce ötede bulunan bizleri (en azından beni) hüngür hüngür ağlatmıştır; gururdan tüylerimizi diken diken etmiştir. Yazıyı NBC'nin kürsüde yapmış olduğu konuşma ile kapatmak istiyorum:
"...and I'd like to dedicate the prize to my lonely and beautiful country which I love passionately."

11 Mayıs 2008 Pazar

61'inci Cannes Film Festivali

Kaydadeğer bulduğum ender film festivallerinden biridir Cannes Film Festivali. Festivalde yarışacak filmleri takip etmekten büyük haz alırım. Hele bir de festivalin yarışma bölümünün sonuçları açıklanmadan aday filmleri izleme fırsatı bulursam ve kendi favorilerimi çıkarabilirsem değmeyin keyfime. Geçtiğimiz günlerde festivalin organizasyon komitesi Altın Palmiye için yarışacak 20 filmi basına tanıttı ve bu filmlerin gösterim günleri ile saatlerini de açıkladı. Altın Palmiye'yi kazanmak için çaba gösterecek olan filmlerden biri de Nuri Bilge Ceylan'ın son filmi Üç Maymun. 14 Mayıs akşamı Fernando Mereilles'in Blindness isimli filmi ile açılışını yapacak olan festivalde 16 Mayıs akşamı Ceylan'ın filmi izleyici karşısına çıkacak. Altın Palmiye'yi kazanan film 25 Mayıs akşamı açıklanacak ve büyük ödül Robert de Niro tarafından verilecek.

14 Şubat 2008 Perşembe

!f İstanbul Başlıyor

!f İstanbul 14 Şubat 2008 itibariyle bekleyenlerine "merhaba" diyor. 24 Şubat'a kadar sürecek festival kapsamında birçok film izleyicisi ile buluşmayı bekliyor. Festival boyunca izlenebilecek filmler arasında David Lynch imzalı Inland Empire ve Donnie Darko'nun genç yönetmeni Richard Kelly'nin imzasını taşıyan Southland Tales festivalin en iddialı yapımları. 28 Şubat ve 2 Mart tarihleri arasında başkente de uğrayacak olan festivalin filmlerine Beyoğlu AFM Fitaş, Caddebostan Budak ve İstinye Park'tan ulaşılabilir.

29 Ekim 2007 Pazartesi

Bir Festivalin Ardından

44.Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ödüller 28 Ekim Pazar günü Antalya Cam Piramit Kongre ve Fuar Merkezi'nde düzenlenen muhteşem kapanış gecesiyle sahiplerini buldu. Festival kapsamınde "En İyi Film" ödülü Yumurta'ya giderken, "En İyi Yönetmen" ödülünün sahibi ise Yaşamın Kıyısında filmiyle Fatih Akın oldu. Gecenin sunuculuğunu Meltem Cumbul ve Halit Ergenç yaparken sinemaya emek vermiş birçok isim de geceye iştirak etti.
Festival sonunda hangi ödülün kime gittiğine bakalım şimdi;

En İyi Film: Yumurta
Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Yaşamın Kıyısında
Behlül Dal Digitürk Genç Yetenek Jüri Özel Ödülü: Saadet Işıl Aksoy (Yumurta)
En İyi Yönetmen: Fatih Akın (Yaşamın Kıyısında)
En İyi Senaryo: Semih Kaptanoğlu-Orçun Köksal (Yumurta)
En İyi Müzik: Zülfü Livaneli (Mutluluk)
En İyi Kadın Oyuncu: Özgü Namal (Mutluluk)
En İyi Erkek Oyuncu: Murat Han (Mutluluk)
En İyi Sanat Yönetmeni: Naz Erayda (Yumurta)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Özgür Eken (Yumurta)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Nursel Köse (Yaşamın Kıyısında)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tuncel Kurtiz (Yaşamın Kıyısında)
En İyi Kurgu: Andrew Bird (Yaşamın Kıyısında)
En İyi Laboratuvar: Şafak Stüdyo (Sis ve Gece)
En İyi Saç ve Makyaj: Songül İbrahim-Fatma Kardeş (Mutluluk)
En İyi Kostüm: Naz Erayda (Yumurta)
En İyi Ses Tasarımı-Miksaj: Orçun Korluca (Mutluluk)
En İyi Özel Efekt: Ödüle değer çalışma yok.

Kapanış gecesinde ayrıca 3.Uluslararası Avrasya Film Festivali'nin ödülleri de sahiplerini buldu. Bu bağlamda "En İyi Film" ödülü Eran Kolirin'in Bandonun Ziyareti filmine, "En İyi Yönetmen" ödülü de Buğday'ın Sırrı filmiyle Abdellatif Kechiche'e gitti.

16 Ekim 2007 Salı

Marceau ve Lambert Portakal'a Geliyor!

Kabul ediyorum, başlık biraz pazar yerinde pazarcıların attıkları naralara benzedi. Günün getirdiği yorgunluğa veriyorum bunu. Neyse, zaten konumuz bu değil! Malum bu hafta sonu 44.Antalya Altın Portakal Film Festivali ve festivalin dünyaya açılan yüzü 3.Uluslararası Avrasya Film Festivali başlıyor. Antalya Kültür Sanat Vakfı tarafından da geçtiğimiz günlerde festival için kente gelecek olan Türk ve dünyaca ünlü sanatçılar birer birer basına açıklandı. Basın toplantısında kendim bizzat bulunamasam da ayrıntıları merakla takip ettim ve bu sene her sene adından daha da fazla söz ettiren festivalin bu sene de birbirinden ünlü konuklara ev sahibi olacağının müjdesini aldım. Bu isimlerden ikisi dünyaca ünlü Fransız aktrist Sophie Marceau ile bir o kadar meşhur Amerikalı aktör Christopher Lambert olacakmış. Bu isimlerin yanı sıra festival kapsamında şehre iştirak edecek önemli isimler arasında sinema dünyasının yeni dahilerinden ve Elizabeth: The Golden Age'in yönetmeni olan Pakistanlı yönetmen Shekhar Kapur, 4 kez Goya Ödülü'ne aday olarak gösterilen İspanyol aktör Jordi Mollâ, Lady In The Water, Rabbit-Proof Fence ve Psycho gibi filmlerin görüntü yönetmenliğini üstlenmiş Christopher Doyle, ünlü İngiliz yönetmen Nicolas Roeg, Harry Potter and the Goblet of Fire'da tuttuğunu koparan gazeteci Rita Skeeter karakterini canlandıran Miranda Richardson ve efsanevi film Doctor Zhivago'da başrol oynayan Rita Tushingham yer alacak.
Festivale katılacak Türk sanatçıların isimleri de şöyle; Barbaros Erköse, Bergüzar Korel, Burhan Öcal, Cansel Elçin, Cansu Dere, Cem Özer, Cem Yılmaz, Ceyda Düvenci, Demet Akbağ, Demet Evgar, Derya Alabora, Ebru Ceylan, Erkan Oğur, Ezel Akay, Fadik Sevin Atasoy, Genco Erkal, Güven Kıraç, Handan İpekçi, Halil Ergün, Halit Ergenç, Hülya Koçyiğit, İlhan Erşahin, Kenan Işık, Kıvanç Tatlıtuğ, Lale Mansur, Levent Üzümcü, Meltem Cumbul, Naz Elmas, Nejat İşler, Özge Özberk, Özgü Namal, Pelin Batu, Reis Çelik, Saadet Işıl Aksoy, Sedef Avcı, Selda Alkor, Semih Kaplanoğlu, Seray Sever, Serra Yılmaz, Sezen Aksu, Tamer Karadağlı, Tardu Flordun, Uğur Polat, Yavuz Turgul, Yılmaz Erdoğan, Zeki Demirkubuz ve Zuhal Olcay.
Gözlerim Şener Şen ve Nuri Bilge Ceylan'ı da aradı ama seneye ödül almak için gelirler inşallah.

6 Ekim 2007 Cumartesi

Kusturica Portakal İçin Geliyor

Arizona Dream, Çingeneler Zamanı, Babam İş Gezisinde, Kara Kedi Ak Kedi gibi filmlerle tanınan ve Underground filmiyle Altın Palmiye'yi kucaklayan dünyaca ünlü Boşnak yönetmen Emir Kusturica 44.Antalya Altın Portakal Film Festivali'ne onur konuğu olarak katılacak. Yalnız bu konuda çatlak sesler de çıkmaya başladı. Altın Portakal'ı daha iyi yerlere getirmek için elimize çok iyi bir fırsat geçmişken gündemi farklı noktalara çekme çabası içinde birileri. Bir grup insanın dün Antalya'da yaptığı basın toplantısı Emir Kusturica'nın Antalya'ya gelmesiyle ilgiliydi. Söylediklerine göre Bosna'nın Sırplar ile yaptığı savaşta Kusturica kendi halkını satıp Sırplar'dan yana bir tavır kullanmış. Hatta bununla da kalmayıp "Boşnak ve Müslüman olmaktan utanıyorum" gibi bir laf da etmiş. Tabii bunların tümü ülkemizin belli bir yere gelmesini istemeyen, beyinleri örümcek ağlarıyla kaplanmış kişiciklerin iddiası. Bu şahıslar işi daha da ileri götürüp Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı'na Kusturica'nın kente gelmemesi yönünde baskı yapacaklarını ve aksi bir durumun söz konusu olması durumunda ise festival boyunca protesto yapacaklarını belirtmişler. Peki kim mi bu şahıslar? Saadet Partisi Antalya il teşkilatının üyeleri... Şaşmamak gerek sanırım!

23 Eylül 2007 Pazar

Takva Akademi Yolunda


Daha önceki yazılarımdan birinde de bahsi geçen Takva önümüzdeki yıl düzenlenecek olan 80.Oscar Ödül Töreni'nde en iyi yabancı film dalında yarışması için Türkiye'nin aday adayı olarak belirlendi. Yönetmenliğini Özer Kızıltan'ın yaptığı filmde Erkan Can ve Güven Kıraç gibi isimler rol almıştı. Bildiğimiz üzere Takva, Saraybosna ve Toronto gibi önemli yurtdışı festivallerinden büyük ödülle dönmeyi başarmıştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile 12 meslek örgütünün temsilcileri 20 Eylül 2007 Perşembe günü 80.Akademi Ödülleri'nde "en iyi yabancı film" aday adayını belirlemek üzere Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği'nde biraraya gelerek ilk oylama sonucunda 40 film arasından Beynelmilel, Takva, Hokkabaz, Mutluluk ve Kader filmlerini finale layık gördüler. İkinci tur oylama da sona erdiğinde Türkiye'nin adayının Takva olmasına karar verildi. Eee, sanırım bize de Erkan Can'ın resimdeki hâli gibi ellerimizi göğe kaldırıp, dua etmek düşüyor bu saatten sonra.

3 Eylül 2007 Pazartesi

Portakal'a Az Kaldı


44.Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 3.Uluslararası Avrasya Film Festivali bu 19 ile 28 Ekim 2007 tarihleri arasında yapılacak. Artık geriye sayımın hız kazandığı Türkiye'nin en büyük film festivali bu yıl daha da görkemli olacağa benziyor. Tabii gel gör ki kadere sitem etmemek elde değil. 3 yıldır okul nedeniyle İstanbul'da olduğum için kaçırdığım birçok filmde olduğu gibi bu yıl da festivalin en iyi filmlerini izleyemeyeceğim. Aman efendim nerede olursanız olun kalkın gelin. Bir Antalyalı olarak festivalde ben bulunamayacağım ama sizler gelin yine de. Her geçen sene büyüyen festivalde bu yıl neler mi kaçıracağım, maddeler halinde bi' bakalım:

* Dünya sinemasında önümüzdeki sezonun en iddialı yapımlarının Türkiye'deki ilk gösterimleri Altın Portakal'da yapılacak. 60. Cannes Film Festivali'nde en iyi film ödülü olan Altın Palmiye'ye uzanan, Rumen yönetmen Cristian Mungiu'nun 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün adlı eserini izlenebilecek mesela. İran'dan siyah beyaz manzaraları beyaz berdeye yansıtacak olan Marjane Satrapi imzalı animasyon film Persepolis, ünlü yönetmen Bela Tarr'ın son filmi The Man from London, geçen sene Antalya'da Onur Ödülü alan Kim Ki Duk'un son filmi Breath, Emir Kusturica imzalı Promise Me This, Catherine Breillat'tan An Old Mistress ve Naomi Kawase'den The Mourning Forest da gala gösterimleriyle seyirciyle buluşacak filmler arasında.

* Rainer Werner Fassbinder imzalı yapımlar da Altın Portakal kapsamında izlenebilecek. Bunlar; Petra von Kant'ın Acı Gözyaşları, Lili Marleen, Maria Braun'un Evliliği, Aşk Ölğmden Soğuktur.

* Gus Van Sant'ın Cannes'dan ödülle dönen son filmi Paranoid Park'ı da izleyebilecek festivale gelenler (Ühü hü!)...

* Yukarıda The Mourning Forest'ın Altın Portakal'da izlenebileceğini yazmıştım. Bir bomba da filmin yönetmeni Kawase'nin Antalya'ya gelecek olması. Yürü be!

* Geçtiğimiz günlerde bir gün ara ile kaybettiğimiz iki büyük usta Michelangelo Antonioni ve Ingmar Bergman imzalı dört film Altın Portakal'da bu iki ustanın anısına yeniden gösterilecek. Bu filmler; Bergman'dan Bir Evlilikten Sahneler ve Saraband ile Antonioni'den Bulutların Ötesi ve Blow Up.

* Festivalin "Punk" bölümünde ise Anton Corbjin imzalı çok önemli bir film göze çarpıyor: Control. Bu film Ian Curtis'in hayatını beyaz perdeye aktarıyor. Özellikle Cannes'da büyük beğeni toplayan film festivalin kaçırılmaması gerekenlerinden.

* Daha önceleri AKM'de (Antalya Kültür Merkezi) izlenen filmler son yıllarda olduğu gibi bu sene de Antalya Migros Alışveriş Merkezi'nde yer alan Cinebonus Sinemaları'nda izlenebilecek.

Ayrıntılı bilgi için: www.altinportakal.org.tr

28 Ağustos 2007 Salı

Saraybosna'nın Kalbi


Yönetmen Özer Kızıltan'ın ödüle doymayan ve bir adamın Allah korkusunu ele alan başarılı filmi Takva, 13.Saraybosna Film Festivali'nde en iyi film ödülü olan Saraybosna'nın Kalbi ödülüne layık görüldü. Film daha önce de Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde aday olduğu 8 dalda da Altın Portakal'ın sahibi olmuştu. Bunun yanı sıra Berlin Film Festivali'nde FIPRESCI ödülü; İstanbul Uluslararası Film Festivali ile Nuremberg Film Festivali'nde "en iyi erkek oyuncu" ödülü ve Toronto Uluslararası Film Festivali'nde "Kültürel Yenilik Ödülü" alan film, Bosna'da aldığı bu ödül ile başarısını taçlandırdı.
Bu vesileyle film hakkında da bir şeyler söyleyeyim. Takva'yı yaklaşık 1 ay önce önyargılar içinde izledim. Çünkü severek takip ettiğim bazı sinema eleştirmenleri bile filmi yerden yere vuruyordu. Yine de hazır elimin altında bulunuyorken izlemeyi seçtim. Sonuçta hiçbir şey kaybetmezdim. Bir gece yarısı koydum filmi ve izlemeye başladım.
Doğma büyüme İstanbullu olan Muharrem (Erkan Can) dinine son derece bağlı, içine kapanık, mütevazı bir adamdır. İslâm'ın tüm emirlerini kendince yerine getirmeye çalışır. Bunun dışında cinsellik ve diğer dünyevi işlerden elini ayağını çekmiştir. Muharrem'in bu durumu mahallede senelerdir faaliyet göstermekte olan bir tarikatın dikkatini çeker. Tarikatın lideri uzun zamandır aklında olan işi yaptırmak için Muharrem'den saf birini daha bulamaz. Bir şekilde Muharrem kendisi ile tanıştırılır. Daha sonra tarikat lideri Muharrem'i tarikatın sahip olduğu evlerin ve dükkanların kiralarını toplaması için görevlendirir ve Muharrem'e arabadan laptopa kadar her türlü tedariği sağlar. Yıllardır dünyevi işlerden kendini muaf kılan adam artık uzak kaldığı yaşamın tatsız nefesini solumaktadır. Kira toplamak için gittiği yerlerde gördükleri kendisini dehşete düşürür. Tarikata bağlı insanlar içki içmekte, kul hakkı yemektedir. Tüm bunların üstüne kirasını ödeyemediği için kara kışın ortasında tarikat tarafından sokağa bırakılan bir aileye rastlaması Muharrem'in o zamana kadar öğrendiği her tabunun yıkılmasına sebebiyet verir. O artık Allah korkusunun pençesinde gerçek Müslümanlığı arayış içindedir.

Filmin Oyuncu Kadrosu:
Muharrem: Erkan CAN
Tarikat Lideri: Meray ÜLGEN
Rauf: Güven KIRAÇ
Ali Bey: Settar TANRIÖĞEN
Erol: Engin GÜNAYDIN

Filmin Süresi: 96 dakika.

Fragman:

23 Ağustos 2007 Perşembe

Filmekimi 6 Yaşında


İstanbul Kültür Sanat Vakfı ve Nokia N-Series'in sporsorluğunda düzenlenen Filmekimi bu sene 6.yaşını kutlayacak. 19-25 Ekim 2007 tarihleri arasında başlayacak olan festival tarihi Beyoğlu Emek Sineması'nda yapılacak. Festival kapsamında her yıl olduğu gibi bu sene de dünyanın ünlü yönetmenlerinin imzasını taşıyan 21 sinema filmi sinemaseverle buluşacak. Her gece saat 21:30'da da bir filmin galasının yapılacağını öğrenmiş bulunuyorum. Bu yıl festivalde izleyicinin beğenisine sunulacak filmlerden bazıları şöyle;


- Irina Palm (Marianne Faithfull)
- Paranoid Park (Gus Van Sant)
- Eastern Promises (David Cronenberg)
- The Future is Unwritten (Joe Strummer)
- Control (Anton Corbijn)

NOT: Size bir de iyi haberim var. Festival boyunca hafta içi gündüz seansları sadece 3,5 YTL! Kaçırmayın derim...