ömer hayyam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ömer hayyam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2009 Salı

Ömer Hayyam'dan (9)

  • Benden Muhammet Mustafa'ya saygı ve selam:
    Deyin ki, hoş görürse, bir şey soracak Hayyam:
    Neden Yüce Efendimizin buyruklarında
    Ekşi ayran helâl da güzelim şarap haram?
  • Benden Hayyam'a selam söyleyin demiş peygamber;
    Sözlerimi yanlış anlamışsa çiğlik eder:
    Ben şarabı herkese haram etmiş değilim ki
    Hamlara haramdır, doğru, ama olgunlar içer.
  • Dünya, yıldıramazsın beni ne yapsan;
    Ölümden de korkmam, er geç ölür insan.
    Ölmemek elimizde değil ki bizim:
    İyi yaşamamak beni tek korkutan.
  • Bilge, yüce varlığın seyrine dalar;
    Gafil ise onda dostluk düşmanlık arar.
    Deniz, deniz olduğu için dalgalanır,
    Çöpe sor, hep onun içindir dalgalar.
  • Şarabın adı kötüye çıkmış, kendi hoş,
    Hele bir güzelle içersen daha bir hoş;
    Harammış şarap, olsun, bana göre hava hoş:
    Hem, bana sorarsan, haram olan her şey hoş.
  • Yeryüzünü gül bahçesine çevirmekten
    Daha güzeldir bir insanı sevindirmen.
    Bin kulu azat edenden daha büyüktür
    Bir hür insanı iyilikle kul edebilen.
  • Ah, Tanrı dünyayı yeniden yarataydı,
    Yaratırken de beni yanında tutaydı;
    Derdim: Ya benim adımı sil defterinden,
    Ya da benim dilediğimce yarat dünyayı.
  • Ben şarap içiyorum, doğrudur;
    Aklı olan da beni haklı bulur:
    İçeceğimi biliyordu Tanrı,
    İçmezsem Tanrı yanılmış olur.
  • Bir yürek ki yanmaz, yürek denir mi ona?
    Sevmek haram, yüreğinde ateş olmayana.
    Bir gününü sevgisiz geçirdinse, yazık:
    En boş geçen günün o gündür, inan bana.
  • Seccadeye tapanlar eşek değil de nedirler?
    Küfelerle riya çamuru yüklenirler gezerler.
    İşin kötüsü, din perdesi arkasında bunlar,
    Müslüman geçinirken gâvurdan beterler.

24 Mart 2009 Salı

Ömer Hayyam'dan (8)

  • Bu gecenin son gece olması da var:
    Emret, gül rengi şarabı getirsinler.
    Gafil, bir gittin mi bir daha gelmek yok:
    Altın değilsin ki gömüp çıkarsınlar.
  • Kendiliğimden var olmuş sanma beni;
    Bu kanlı yola ben sokmadım kendimi;
    Bir gerçek varlık beni var etmiş olan;
    Yoksa kimdim ben, nerdeyim, neydim ki.
  • Gökleri yarıp darma dağın ettiğin gün,
    Pırıl pırıl yıldızları kararttığın gün,
    Sen sorguya çekmeden önce ben soracağım sana:
    Ey Tanrı, hangi günahım için beni öldürdün?
  • Vefasız dünya diye yakınıp durma;
    Dünya elindeyken tadını çıkarsana!
    Herkese vefalı olsaydı bu dünya
    Sıra mı gelirdi senin yaşamana?
  • Gün doğarken sabah horozları niçin
    Acı acı bağrışırlar, bilir misin?
    Tan yerini gösterip derler ki sana:
    Bir gecen daha geçti gidiyor, sen nerdesin?
  • Tertemiz geldik yokluktan kirlendik;
    Sevinçle geldik dünyaya, dertlendik.
    Ağladık, sızlandık, yandık, yakındık:
    Yele verdik ömrü, toz olup gittik.
  • Dostunu seven kişi
    Pervane gibi özler ateşi:
    Sevip de yanmaktan kaçanların
    Masal anlatmaktır bütün işi.
  • Can o güzel yüzüne vurgun, neyleyim;
    Gönül tatlı diline tutkun, neyleyim;
    Can da, gönül de sır incileriyle dolu:
    Ama dile kilit vurmuşsun, neyleyim.
  • Hem sana el değdirmeğe elim varmaz,
    Hem sensiz aldığım nefes, nefes olmaz;
    Bir garip dert bu, kimseye de açılmaz:
    Bir zehir zakkum ki, tadına da doyulmaz.
  • Gece, gül bahçesinde, ararken seni,
    Gülden gelen kokun sarhoi etti beni;
    Seni anlatmaya başlayınca güle
    Baktım kuşlar da dinliyor hikâyemi.
  • Sen içmiyorsan, içenleri kınama bari;
    Bırak aldatmacayı, iki yüzlülükleri;
    Şarap içmem diye övünüyorsun, ama,
    Yediğin haltlar yanında şarap nedir ki?

7 Ekim 2008 Salı

Ömer Hayyam'dan (7)

  • Hep bir çember, dolanıp durduğumuz!
    Ne önümüz belli, ne sonumuz.
    Kim varsa bilen, çıksın söylesin:
    Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
  • Tepemizde dönüp duran gökler
    Büyücünün fanusu gibidirler:
    Güneş bu fânus içinde lâmba,
    Biz de gelip geçen görüntüler.
  • Yüzümde pırıl pırıl sevinç gördüğün gün,
    Nice konakları yıkılmıştır gönlümün.
    Dalgıçsan dal gözlerimin denizine, bak:
    Dibinde mahzun bir deniz kızı görürsün.
  • Seni kuru sofraların softası seni!
    Seni cehennemde kömür olası seni!
    Sen mi Hak'tan rahmet dileyeceksin bana?
    Hakka akıl öğretmek senin haddine mi?
  • Şarap içip güzel sevmek mi daha iyi,
    İki yüzlü softaları dinlemek mi?
    Sarhoşla âşık cehenneme gidecekse,
    Kimselerin göreceği yoktur cenneti.
  • En büyük söz Kuran bile
    Arada okunur besmeleyle.
    Kadehteyse öyle bir âyet var ki
    Okur insan her zaman her yerde.
  • Bir damla şarap Tus saraylarına bedel,
    Keykubad'ın, Keykavus'un tahtından güzel
    Sabaha karşı âşıkların iniltisi
    İki yüzlü softanın ezanından güzel.
  • Yerin dibinden yıldızlara dek
    Ermediğimiz sır kalmadı pek,
    Her düğümü çözmüş insanoğlu;
    Ecel düğümünü var mı çözecek?
  • Bu evren her gece ne gömlekler diker!
    Kimini gelen, kimini giden giyer.
    Her gün nice sevinçler dolar dünyaya,
    Nice dertler toprağa karışır gider.
  • Şarap benlik kaygusu bırakmaz sende
    Çözülmedik bir düğüm kalmaz beyninde
    İblis bir kadeh şarap içmiş olaydı,
    Secdeye yatardı Adem'in önünde.
  • Şarabı götürüp döksen bir dağa
    Dağ sarhoş olur başlar oynamaya.
    Ben ne diye tövbe edecekmişim
    İçimi tertemiz eden şaraba?

4 Eylül 2008 Perşembe

Ömer Hayyam'dan (6)

  • Ben yoksam bu güller, serviler yok
    Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok
    Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok
    Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.
  • Can verinceye dek bu çorak yerde
    Dertten başka ne geçer ki eline?
    Ne mutlu çabuk gidene dünyadan;
    Hele bu dünyaya hiç gelmeyene!
  • Dostum olan olmuş, vahlanma boşuna;
    Dünyayı kara zindan etme başına
    Yaşamana bak, elinden tek gelen bu:
    Olacakları danışan var mı sana?
  • Kim görmüş o cenneti, cehennemi?
    Kim gitmiş de getirmiş haberini?
    Kimselerin bilmediği bir dünya
    Özlenmeye, korkulmaya değer mi?
  • Sevgili, bir başka güzelsin bugün;
    Ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün.
    Güzeller bayram günleri süslenir:
    Seninse bayramları süsler yüzün.
  • Ben içerim, ama sarhoşluk etmem:
    Kadehten başka şeye el uzatmam.
    Şaraba taparmışım, evet, taparım:
    Ama senin gibi kendime tapmam.
  • Şeyh fahişeye demiş ki: - Utanmaz kadın;
    Her gün sarhoşsun, onun bunun kucağındasın.
    Doğru, demiş fahişe, ben öyleyim; ya sen?
    Sen bakalım şu göründüğün adam mısın?
  • Bir put demiş ki kendine tapana:
    Bilir misin niçin taparsın bana?
    Sen kendi güzelliğine vurgunsun:
    Ben ayna tutar gibiyim sana.
  • Gerçek erenlere güzel çirkin, hepsi bir;
    Sevenler için cennet, cehennem, hepsi bir;
    Kendini veren ha ipekli giymiş, ha çul;
    Yastığı ha pamuk olmuş, ha diken, hepsi bir.
  • Yıllar günler gibi geçti gider;
    Nerde o eski dertler, sevinçler?
    Belâya aldırmaz aklı olan:
    Bu da her şey gibi geçer, der.
  • Şarap mimarıdır yıkık gönüllerin
    Süzülmüş, tertemiz canı üzümlerin.
    Neden şer demişler bu hayırlı suya?
    Siz bana bu şerden üç dört kase verin.

8 Ağustos 2008 Cuma

Ömer Hayyam'dan (5)

  • İnsan son nefese hazır gerekmiş:
    Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş.
    Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz:
    Böylece dirilirsek işimiz iş.
  • Biz de çocuktuk, bir şeyler öğrendik,
    Bildiklerimizle övündük, eğlendik.
    Şu oldu, bu oldu da ne oldu sonra?
    Bir bulut gibi geldik, yel gibi geçtik.
  • Dostum, gel yarına kanmayalım biz;
    Günümüzü gün edelim ikimiz.
    Yarın çekip gittik mi şu konaktan
    Yedi bin yıl önce gidenlerleyiz.
  • Dün özledim de seni coştum birden bire;
    Çıktım senin yerin dedikleri göklere.
    Bir ses yükseldi tâ yukarda, yıldızlardan:
    Gafil, dedi; bizde sandığın Tanrı sende!
  • Ha Belh'te ölmüşsün, ha Bağdat'ta, hepsi bir;
    Kadeh doldu mu, acı da olsa içilir.
    Keyfine bak; çok aylar doğmuş batmış sensiz;
    Sensiz daha çok ayların ondördü gelir.
  • Ne yazık, pişmiş ekmek çiğlerin elinde;
    Ne yazık, çeşmeler cimrilerin elinde.
    O canım Türk güzeli kömür gözleriyle,
    Çaylakların, uğruların, eğrilerin elinde.
  • Yaşamak elindeyken bugüne bugün,
    Ne diye bırakır, yarını düşünürsün?
    Geçmiş, gelecek, kuru sevda bütün bunlar;
    Kadrini bilmeğe bak avucundaki ömrün.
  • Toprak olup gitmişlere sorarsan
    Ha gavur olmuşsun ha müslüman.
    Kimler bu dünyada eğlenmemişse
    Ötekinde yalnız onlar pişman.
  • İnsan çeker çeker de sonra hür olur;
    İnci sedef zindanlarda yuğrulur.
    Paran pulun yoksa bugün, sağlık olsun:
    Bugün boş duran kadeh yarın doludur.
  • Her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeğe,
    Altınları gümüşleriyle övünmeğe.
    Tam işleri dilediği düzene girer:
    Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye.

3 Temmuz 2008 Perşembe

Ömer Hayyam'dan (4)

  • Niceleri geldi, neler istediler;
    Sonunda dünyayı bırakıp gittiler;
    Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
    O gidenler de hep senin gibiydiler.
  • Dünya padişahın, kayserin, hakanın olsun;
    Cehennem kötünün, cennet iyinin olsun;
    Tesbih meleklerin olsun, temizlik Rızvan'ın:
    Sevgili bizim olsun, canı canımız olsun.
  • Ey güzel, sen ki bana derdi derman edensin;
    Şimdi: Çekil önümden, diye ferman edensin;
    Senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez;
    Ne yapsın, kıble mi değiştirsin bu can dersin?
  • Bizim şarap içmemiz ne keyfimizden,
    Ne dine, edebe aykırı gitmemizden;
    Bir an geçmek istiyoruz kendimizden:
    İçip içip sarhoş olmamız bu yüzden.
  • Baharlar yazlar gider, kara kış gelir;
    Varlığın yaprakları dürülür bir bir;
    Şarap iç, gam yeme; bak ne demiş bilge:
    Dünya dertleri zehir, şarap panzehir.
  • Orucumu yiyorsam ramazanda
    Mübarek aydan habersizim sanma:
    Çileden gece oluyor da gündüzüm
    Sahura kalkıyorum gün ortasında.
  • Şarap iç, bire birdir derde tasaya;
    Ne bu dünya kalır, ne öteki dünya.
    Ne serin ateştir o, ne cam dolu su:
    Çabuk ol, bulup içemezsin mezarda.
  • Felek, delik deşik ediyorsun yüreğimi;
    Yırtıyorsun ikide bir sevinç gömleğimi,
    Esen yelleri ateş ediyorsun bana;
    Çamura çeviriyorsun içeceğimi.
  • Haram, acı, kötü derler canım şaraba:
    Oysa ne hoş şey, hele bir güzel sunarsa;
    İçin bakın; hem doğrusunu isterseniz,
    Haram dedikleri her şey hoş galiba!
  • Sen bu dünyanın sırlarına eremezsin;
    Erenlerin dilini de söktüremezsin;
    İyisi mi iç şarabı, cennet et bu dünyayı:
    Öbür cennete ya girer, ya giremezsin.

1 Haziran 2008 Pazar

Ömer Hayyam'dan (3)

  • Şarap sen benim günüm güneşimsin!
    Öyle bir dolsun ki seninle içim.
    Bir bildik görünce beni sokakta:
    Ne o, Şarap, nereye böyle? desin.
  • Girme şu alçakların hizmetine:
    Konma sinek gibi pislik üstüne.
    İki günde bir somun ye, ne olur!
    Yüreğinin kanını iç de boyun eğme.
  • Dedim: Artık bilgiden yana eksiğim yok;
    Şu dünyanın sırrına ermişim az çok.
    Derken aklım geldi başıma, bir de baktım:
    Ömrüm gelip geçmiş, hiçbir şey bildiğim yok.
  • Cennette huriler varmış, kara gözlü;
    İçkinin de ordaymış en güzeli.
    Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz:
    Bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili.
  • Sen sofusun, hep dinden dem vurursun;
    Bana da sapık, dinsiz der durusun.
    Peki, ben ne görünüyorsam oyum:
    Ya sen? Ne görünüyorsan o musun?
  • Öldürmek de yaşatmak da senin işin;
    Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin.
    Ben kötüyüm diyelim, kimse kabahat?
    Beni böyle yaratan sen değil misin?
  • Ben kadehten çekmem artık elimi;
    Tutmam senin kitabını, minberini.
    Sen kuru bir softasın, ben yaş bir sapık:
    Cehennemde sen mi iyi yanarsın, ben mi?
  • Felek doğruyu eğriyi tartaydı,
    Her işine güzel demek kolaydı.
    Böyle mi yaşardı iyiler dünyada,
    Evrenin özü doğruluk olaydı?
  • Yarım somunun var mı? Bir ufak da evin?
    Kimselerin kulu kölesi değil misin?
    Kimsenin sırtından geçindiğin de yok ya?
    Keyfine bak: En hoş dünyası olan sensin.
  • Tanrı, cennette şarap içeceksin, der;
    Aynı tanrı nasıl şarabı haram eder?
    Hamza bir Arab'ın devesini öldürmüş;
    Şarabı yalnız ona haram etmiş Peygamber.

20 Nisan 2008 Pazar

Ömer Hayyam'dan (2)

  • Ey özünün sırlarına akıl ermeyen;
    Suçumuza, duamıza önem vermeyen;
    Günahtan sarhoşum, ama dilekten ayık;
    Umudumu rahmetine bağlamışım ben.
  • Büyükse de isyanım; kötülüklerim,
    Yüce Tanrı'dan umut kesmiş değilim;
    Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın
    Rahmete kavuşur elbet kemiklerim.
  • Tanrım bir geçim kapısı açıver bana;
    Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana;
    Şarap içir, öyle kendimden geçir ki beni
    Haberim olmasın gelen dertten başıma.
  • Ey Zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
    Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
    Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
    Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.
  • Her sabah yeni bir gün doğarken,
    Bir gün de eksilir ömürden;
    Her şafak bir hırsız gibidir
    Elinde bir fenerle gelen.
  • İçin temiz olmadıktan sonra
    Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
    Hırka, tesbih, post, seccade güzel:
    Ama Tanrı kanar mı bunlara?
  • Felek ne cömert aşağılık insanlara!
    Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
    Kendini satmayan adama ekmek yok:
    Sen gel de yuf çekme böylesi dünyaya!
  • Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
    Ne yapacağımı da yazmışsın önceden.
    Demek günah işleten de sensin bana:
    Öyleyse nedir o cennet cehennem?
  • Ferman sende ama güzel yaşamak bizde:
    Senden ayığız bu sarhoş halimizde.
    Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
    İnsaf be Sultanım, kötülük hangimizde?
  • Camiye gittim, ama Allah bilir niye:
    Ne namaz kılmaya, ne dua etmeye.
    Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden:
    O eskidi gittim yenisini yürütmeye.

10 Ekim 2007 Çarşamba

Ömer Hayyam'dan (1)

Sevgili, seninle biz bir pergel gibiyiz
İki başımız var, bir tek bedenimiz
Nereye dönersek dönelim seninle
Nihayet baş başa verecek değil miyiz?

------------------------------------------

Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.

------------------------------------------

Niceleri geldi, neler istediler,
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler.
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler...

------------------------------------------

Tanrı bizi çamurdan yarattığında,
Biliyordu bu dünyada işimiz ne olacak.
İşlediğim günahlar hep onun emriyledir,
O halde cehennemde beni niçin yakacak?

------------------------------------------

Can yoldaşı dostlar çekilip gittiler
Ecel çiğnedi hepsini birer birer
Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına
Bizden birkaç kadeh önce sızıp gittiler…

------------------------------------------

İnsan son nefese hazır gerekmiş
Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş.
Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz
Böylece dirilirsek işimiz iş.